Ana Sayfa Editör'ün Seçimi Piyasa Ekonomisinde Avrupa Yeşil Mutabakatı Ne Kadar Gerçekçi?

Piyasa Ekonomisinde Avrupa Yeşil Mutabakatı Ne Kadar Gerçekçi?

2021 yılında iş dünyasındaki yeni trend kavram ‘yeşil’ oldu. Yeşil yatırımlar ortaya çıktı, sosyal sorumluluk projeleri yeşil üzerine kurulmaya başlandı hatta finans sektöründe yeşil kavramı duyuruldu. Peki, yeşile olan ilginin bir kaynağı var mı?

Dünya 1990’lardan beri daha sürdürülebilir, iklim krizine çözüm olacak ekonomik yönelimleri konuşuyor. Kyoto Sözleşmesi ardından Paris İklim Sözleşmesi ile özel sektörün ve kamunun sera gazları emisyonunu azaltacak ve yenilenebilir enerjiye yöneltecek çalışmalar için yaptırım gücü yaratma potansiyeli başarısızlığa uğradı. Yakın zamanda en yakın somut adımları Avrupa Birliği atmış gibi görünüyor. Şimdilerde adını sıkça duyduğumuz Avrupa Yeşil Mutabakatı‘nın  gelecek yıllar için kurumları ve şirketleri daha yeşil politikalara yönelteceği iddiası mevcut.

Avrupa Yeşil Mutabakatı Nedir?

Çevresel ve sosyal alanda sürdürülebilirlik konusunda çalışmalar yapan Avrupa Birliği, 2019’un Kasım ayında Avrupa Yeşil Mutabakatı paketini sundu. 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını %50; 2050’ye kadar ise sıfıra düşürmeyi amaçlayan Mutabakat, hem Avrupa Birliği ülkelerini hem de onunla ekonomik faaliyetler yapan ülkeleri etkileyecek. 18 mevzuattan oluşan bu mutabakatta, karbon vergisi önemli kavramlardan biri. Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) adlı mekanizmayla karbon vergisi AB ile ihracat yapan ülkelere kadar genişletilebilir. AB, ihracat yaptığı firmaya mutabakatta yer alan sınır karbon miktarının altında üretim yapıp yapmadığını sorabilir. Uluslararası denetim mekanizmalarının raporlarına göre de ek gümrük vergisi sunabilir. İklim-nötr hedefi kapsamında ‘AB Taksonomisi İklim Yasası’ da gündemde. Üzerinde 3 yıldır çalışılan bu yasa ekonomik faaliyetlerle birlikte finansın da sürdürülebilir olmasını amaçlıyor. Yatırımların çevresel hedeflere yönelik olması düşünülüyor. Finansal mekanizmalardan saydamlık talep ediliyor. Ayrıca mutabakatta gelişmekte olan ülkelere iklim konusunda destek verilmesi de yer alıyor.

Ancak  “minimum maliyet ve maksimum kar” sloganına sahip piyasa ekonomisinde bu beklentiler ve politikalar ne kadar gerçekçi? Ne kadarı uygulanabilir? Daha da önemlisi uygulandığında ekonomik dengeleri nasıl değiştirebilir?

Havuç Ve Sopa Mı? Yoksa Yeşil Kapitalizm Mi?

AB, bu planla, ticaret yaptığı ülkeleri karbon emisyonlarını azaltmaya teşvik etmeye, hatta zorlamaya hazırlanıyor. Üretiminde yoğun karbon emisyonuna yol açan ürünler AB girişinde ilave vergiye tabi tutulacak. Böylece AB pazarında rekabet gücü ciddi oranda azalacak. Diğer ülkeler AB’nin standartlarına uygun üretim yapamadıklarında ise kendi kendine yetmesi gereken bir AB oluşacak ve kendi koyduğu kuralları yeniden esnetmesi gerekebilecek. Üstelik maliyet artışı rekabette küçük firmaların yok olmasına ve tekelleşmenin meydana gelmesine sebep olabilir.

Yeşil Mutabakat yolunda zorlu bir engel daha var. 2050 yılına kadar dünyanın ilk iklim nötr bölgesinin oluşması için 1 trilyon Euro yatırıma ihtiyaç var. Yatırımın tamamı için kamu desteği yeterli değil; özel sektör desteği  de gerekiyor. Fakat bunu yapabilmek için özel sektörün parasını nereye koyduğunu görmesi ve bir şirketin çevresel sorumluluğa sahip olduğu imajını vurgulamak amacıyla yaydığı yanlış bilgi olarak da bilinen ‘green washing’den kaçınması şart.

Bununla birlikte Taksonomi Yasası’na ilişkin bazı eleştiriler de mevcut. Yasa’da enerji kaynağı olarak nükleerin çıkarılmasının yanlış ve kendisine yetmeye çalışan ülkeler için adil olmadığı görüşü var. Enerji için odun yakılmasına yönelik cezaların ise hafif olduğu belirtiliyor.

Polonya gibi bazı Doğu Avrupa ülkeleri ise karbon emisyonlarını azaltma planı kapsamında kömürden uzaklaşmak için doğalgaz kullanmayı planlıyor ve yasa kapsamında olmasını talep ediyor. Tüm bu eleştirel yaklaşımların yanında Avrupa’nın endüstriyel ve ticari yapısının mutabakata ne kadar uygun olduğu sorusu da akıllara geliyor. Tekstilde Uzak Doğu ülkelerindeki üretim noktalarında mutabakat şartlarına uyulmadığında üretimi keserek Avrupa’ya mı taşıyacak?

Küresel ham petrol ithalatının %20’sini yapan Avrupa, ithalatı kestiğinde ve enerji kaynaklarını değiştirdiğinde petrol fiyatları düşecek, rekabet yapısı bozulacak ve Avrupa Birliği ticareti saptırmakla suçlanacak.

AB’nin ekonomik dengeleri değiştirecek hamleleri diğer ekonomik güçlerden de tepki toplayabilir. 2012 yılında havacılık emisyonlarına ilişkin AB direktifi yürürlüğe girdiğinde ABD, Çin, Hindistan, Japonya ve Rusya dahil olmak üzere 23 ülkeden oluşan bir grup AB’ye karşı çıkmış ve AB bu kuralını değiştirmediği takdirde alacakları misilleme önlemlerini listelemişti. Bu kuvvetli tepki nedeniyle ve emisyon kontrollerine ilişkin uluslararası müzakerelerdeki bazı gelişmeler ışığında AB, kıtalararası uçuşlara yönelik tedbiri geri çekmişti. Peki, diğer ülkeler sürdürülebilir ekonomi hakkında ne düşünüyor ve planlıyor? ABD’de Trump’ın Paris İklim Sözleşmesinden geri çekilmesinin ardından Biden, yeşil politikalar için adımlar atacağını belirtmişti. Hatta sunduğu altyapı harcama planında bu konuda bir bütçe ayırdı. ‘Green New Deal’ olarak adlandırdıkları Yeşil Mutabakat, Çin’le rekabette ABD’yi dezavantajlı duruma düşüren eskimiş sanayi sektörlerini canlandırmak için bir fırsat olarak da görülüyor. Yeniden imar etmek yerine yeni çalışma alanları oluşması fikri daha da çok benimseniyor. Çin ise Yeşil Enerji Devrimi için çoktan yatırımlar yapmaya başladı. Hem ülkesine verdiği çevresel felaketlerle daha fazla başını ağrıtmamak için hem de yeni yeşil sektörlerden geri kalmamak adına değişiklikler yapsa da bu değişikliklerin sınırları bilinmiyor. Sanayileşmede ve hizmet sektöründe henüz kendi atılımının başında olan ve standartlara ayak uyduramayacağını düşünen ülkeler ise AB’nin bu mutabakatı kendi sanayi ve ticari sıçrama tahtası olarak kullandığını bir politika olarak yorumluyor.

Sonuç

Yaşanabilir bir dünya ve gelecek nesiller için sürdürülebilir ekonomik politikalar zorunlu ve kaçınılmaz. Yeşil politikalar, enerji kaynakları hızla tükenirken ve yaşanabilir alanlar azalırken artık bir tercih olmaktan çıktı. Dünyanın dengesini bulmak için yapılması gerekenlerde şirketler ve devletlerin sorumluluk yüklenmesi gerekiyor. Ancak yapılacak düzenlemeler şirketlerin imajlarını yenilemeye yardımcı olan ve sadece kendi evinin önünü temiz tutan bir sözleşmenin ötesinde olmalı. Yeşil Mutabakat, AB ile ticaret yapacak şirketleri etkilese de gelişmekte olan ülkelerin kendi aralarındaki faaliyetlere etki etmeyecek. Gelişmiş ülkelerdeki şirketlerin kendi ülkelerinde bu mutabakata uyarken diğer ülkelerdeki fason üretimlerini devam ettirme ve ticareti de diğer gelişmekte olan ülkeyle yapmaları olası. Bu ülkelere verilecek finansal destek ise Paris İklim Sözleşmesindeki başarısızlıktan sonra beklenti yaratmıyor. Neoliberal ekonomik politikaların yarattığı sorunların yeniden ekonomik yaptırımlar üzerinden çözülmeye çalışılması ne kadar gerçekçidir bilinmez. Demokrasi gibi iklim meselesi de her coğrafyada farklı okumalara muhtaç. Sorun küresel olsa da çözümün yerel olduğu artık biliniyor. Yine de Avrupa’da başlayan liberalizmin dünyaya yayılması gibi bu politikalar da tüm dünyada eş zamanlı olmasa da yer bulabilir. Sorulacak en önemli soru ise ekonomik yapı değişmeden iklim sorununun çözülmesi gerçekçi midir?

Kaynaklar

Dünya,Avrupa Birliğinin Yeşil Mutabakat Süreci En Çok Enerjiyi Dönüştürecek, 01.06.2021. https://www.dunya.com/ekonomi/avrupa-birliginin-yesil-mutabakat-sureci-en-cok-enerjiyi-donusturecek-haberi-623127 (05.06.2021)

Escarus, AB Yeşil Mutabakatı Nedir, 04.09.2020. https://www.escarus.com/ab-yesil-mutabakati-nedir (05.06.2021)

Kılınç, Deniz. Dünya, Sürdürülebilir Finansla Yeşil Bir Gelecek Mümkün Mü?, 05.06.2021. https://www.dunya.com/ekonomi/surdurulebilir-finansla-yesil-bir-gelecek-mumkun-mu-haberi-623723 (05.06.2021)

Nuroğlu, Elif. Anadolu Ajansı, Yeşil Mutabakat Küresel Ekonomide Dengeleri Nasıl Değiştirecek, 24.03.2021. https://www.aa.com.tr/tr/analiz/yesil-mutabakat-kuresel-ekonomide-dengeleri-nasil-degistirecek/2186244 (05.06.2021)

Özer, Yaprak. Dünya, 2021 İş Dünyası Trend Topic Yeşil Mutabakat, 15.02.2021. https://www.dunya.com/kose-yazisi/2021-is-dunyasi-trend-topic-yesil-mutabakat/607049 (05.06.2021)

RELATED ARTICLES

Türkiye’de Liberalizmin Tarihi

Kimilerince tuzu kuruluk, kimilerince liboşluk, kimilerince de ekonominin tek hâkimi olarak görülen liberalizmin, Türkiye'de nasıl bir hikayesi var? Liberalizm kimler tarafından hangi...

İngiltere’nin Göç Politikaları Ne Kadar Başarılı?

Son yıllarda düzensiz göçü engellemeye yönelik izlediği sıkı politikasıyla dikkat çeken İngiltere, özellikle Brexit sonrasında göçmenlerin nitelikli bir kısmını elinde tutacak şekilde...

Türkiye’de Sol Hareketin Tarihi

https://youtu.be/ib1mD6dWczg Türkiye’de sol hareketi tanımlamak için zaman zaman popüler tabirlere başvurulmaktadır. Türk Solu, Türkiye Solu gibi sol...

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Eklenenler

Türkiye’de Liberalizmin Tarihi

Kimilerince tuzu kuruluk, kimilerince liboşluk, kimilerince de ekonominin tek hâkimi olarak görülen liberalizmin, Türkiye'de nasıl bir hikayesi var? Liberalizm kimler tarafından hangi...

İngiltere’nin Göç Politikaları Ne Kadar Başarılı?

Son yıllarda düzensiz göçü engellemeye yönelik izlediği sıkı politikasıyla dikkat çeken İngiltere, özellikle Brexit sonrasında göçmenlerin nitelikli bir kısmını elinde tutacak şekilde...

Türkiye’de Sol Hareketin Tarihi

https://youtu.be/ib1mD6dWczg Türkiye’de sol hareketi tanımlamak için zaman zaman popüler tabirlere başvurulmaktadır. Türk Solu, Türkiye Solu gibi sol...

ABD-Çin Geriliminin Bir Diğer Boyutu: Çip Savaşları

Geçtiğimiz günlerde Çin Ticaret Bakanlığı ulusal güvenliği gerekçe göstererek çip üretimi açısından önemli iki metalin, galyum ve germanyumun, ihracatını 1 Ağustos'tan itibaren...

Akdeniz Yanıyor: İklim Krizinin Acı Gerçeği

2023 yılında dünya genelinde artan sıcaklıklar ve iklim krizinin etkileri ile orman yangınlarının sıklığı ve yoğunluğu artıyor. Avrupa’da ise en çok Akdeniz...