Avrupa Savunma Sanayisinde Sınıfta Mı Kaldı?
Analiz

Avrupa Savunma Sanayisinde Sınıfta Mı Kaldı?

Ahmet Oktay Ünüvar13 dk okuma

Soğuk Savaş'ın sona ermesinin üzerinden otuz beş yıl geçti. Dünya, bu yoğun atmosferden kurtulurken daha küresel bir sisteme entegre oldu. Avrupa ise bu yeni düzenin sonucunda savunma harcamalarını azalttı ve güvenlik sorumluluğunu büyük ölçüde NATO'ya bıraktı. Ancak son dönemde tansiyonun yeniden yükselmesi, Rusya-Ukrayna Savaşı ve ABD-Çin rekabeti Avrupa'yı yeni bir savunma sanayii anlayışına yöneltti. Bununla birlikte, Avrupa'nın yıllardır bu sektörde yaşadığı kısmi durgunluk nedeniyle ortaya konulan yeni savunma atılımları da bazı eleştirileri beraberinde getirdi. Peki Avrupa, son dönemde ne başardı veya neyi başaramadı? Bu yazımızda Avrupa'nın savunma sanayiindeki son atılımlarını irdeleyeceğiz.

Tarihsel Arka Plan

Bu sorunun yanıtını aramadan önce Avrupa'nın güvenlik mimarisinin tarihsel olarak nereden geldiğine kısaca bakmakta fayda var. ABD, İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan dört yıllık diplomatik karmaşa zamanlarında, Çekoslovakya'daki Sovyet destekli darbe ve Berlin Krizi gibi gelişmeler nedeniyle Batı Avrupa'da bir ittifak arayışına girdi. Aynı süreçte gerilimlere yanıt olarak Büyük Britanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg, Mart 1948'de Brüksel Antlaşması'nı imzaladı. Bu sürecin devamında ABD ve Batı Avrupa ülkeleri güvenlik konusunda müzakerelere başladı. Bu müzakereler sonucunda Washington Antlaşması ile 1949 yılında NATO kuruldu. İttifakın temel amacı, savaş yorgunu Batı Avrupa'nın güvenliğinde ABD'nin merkezi rolünü kurumsallaştırmak, Sovyet tehdidine karşı kolektif bir savunma mekanizması oluşturmak ve ABD'nin okyanus ötesindeki güvenlik garantisini sağlamaktı. ABD'nin ana amacı Sovyet tehlikesini sınırlamak ve Batı Avrupa'yı kolektif bir güvenlik çatısı altında toplamaktı. Avrupa ise bu ittifakı, ekonomik toparlanma açısından transatlantik bağımlılığı beraberinde getirse de stratejik bir zorunluluk ve rasyonel bir tercih olarak benimsedi.

NATO, Sovyetler Birliği'nin dağılmasına kadar geçen süreçte Avrupa için ABD'nin nükleer gücünün şemsiyesi altında bir güvenlik garantisi ve kıtanın temel savunma mimarisi oldu. ABD açısından ise NATO, Avrupa'da stratejik söz hakkını korumanın ve Avrupa güvenlik mimarisindeki etkisini sürdürmenin temel araçlarından biriydi. Soğuk Savaş boyunca Avrupa ülkeleri bu güvenlik mimarisinden vazgeçmedi.

Sovyetlerin Dağılması ve Barış Dönemi

1991 yılında SSCB'nin dağılması, dünya güvenlik stratejisinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Fukuyama'nın söylemiyle "Tarihin Sonu" olarak adlandırılan yeni düzen; sınırların kalkmasını, büyük güçler arasında savaş ihtimalinin azalmasını ve Rusya'nın Batı'ya entegre olmasını öngören küresel bir dünya düzeniydi. Avrupa da Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından dış güvenlik stratejisini büyük ölçüde NATO düzleminde sürdürmeye devam etti.

Bu dönemde Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (ESDP) ve St. Malo Deklarasyonu (Fransa-Britanya) gibi bazı güvenlik girişimleri hayata geçirilse de bunların temel hedefi NATO'ya rakip olmak değil, ittifakın tamamlayıcı unsurları olmaktı. NATO da bu dönemde doğuya doğru genişledi. Terör ve asimetrik savaş döneminde ise 11 Eylül saldırılarının ardından tarihinde ilk kez 5. Madde'yi devreye soktu. Avrupa da bu süreçte tamamen dışarıda kalmamakla birlikte, ABD'nin operasyonel liderliğinde güvenlik önceliklerinin giderek Orta Doğu'ya kaydığı bir döneme girdi.

Kırım'ın İlhakı ve Ukrayna Savaşı

Avrupa'nın bu rehavete dayalı stratejiyi sorgulamasına neden olan ilk önemli gelişmelerden biri Rusya-Gürcistan Savaşı oldu. Ancak asıl kırılma, Putin'in 18 Mart 2014'te Kremlin Sarayı'nda düzenlenen törende Kırım ve Sivastopol'ün Rusya'ya bağlanmasını öngören yasayı imzalamasıyla yaşandı. İlhakın ardından Avrupa'nın güvenlik anlayışında yeni bir evrilme başladı. Rusya'nın bu hamlesi, Avrupa'da sınırların güç kullanılarak değiştirilebileceği gerçeğini yeniden gündeme getirdi. NATO da bu süreçle birlikte genişleyip savunma kapasitesini artırmaya başladı.

Yine de Kırım'ın ilhakı, Avrupa açısından henüz savunma sanayii politikalarında köklü bir dönüşüm yaratmaya yetmedi. Bu dönüşüm için çok daha büyük bir şok gerekiyordu. 2022'de başlayan Ukrayna Savaşı, Avrupa'nın kırılan barış anlayışını somut bir savunma sanayii yatırım sürecine dönüştüren dönüm noktası oldu. Savaşın yarattığı şokla birlikte kendi kıtasında bir savaş gerçeğiyle yüzleşen Avrupa, savunma sanayisindeki stratejik eksenini 180 derece değiştirmek zorunda kaldı.

ABD'nin Biten Sabrı

Avrupa'nın savunma anlayışındaki bu dönüşüm yalnızca Ukrayna Savaşı'nın ardından ortaya çıkmadı. ABD, savaş öncesinde de Avrupa'ya savunma harcamalarını artırması yönünde baskı uygulamaya başlamıştı. 2014 yılında Galler Zirvesi'nde Obama yönetimindeki ABD, müttefiklerinden savunma harcamalarını GSYİH'nin yüzde 2'si seviyesine çıkarmalarını istedi. Ne var ki ilerleyen süreçte Avrupa ülkeleri bu çağrıya beklenen hızda yanıt vermedi ve savunma harcamalarını istenilen düzeye çıkarmakta yavaş kaldı.

Ardından Trump döneminde ABD'nin tutumu daha da ciddileşti. 2018 yılındaki Brüksel NATO Zirvesi'nde Trump, müttefiklerin savunma harcamalarını önemli ölçüde artırmaları gerektiğini savundu ve müttefiklerin savunma harcamalarını derhal %4'e çıkarmalarını talep etti. O dönemde ittifaktaki ülkelerin yalnızca bir bölümü savunma harcamalarında GSYİH'nin yüzde 2'si seviyesine ulaşabiliyordu. Trump, ilk başkanlık dönemindeki zirve konuşmalarında Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını artırmaması hâlinde ABD'nin ittifaka yönelik güvenlik taahhüdünü sorgulatabilecek kadar sert açıklamalarda bulundu.

Biden yönetimiyle birlikte diplomatik üslup yumuşadı ve ABD'nin 5. Madde'ye olan bağlılığı yeniden teyit edildi. Bununla birlikte ABD'nin stratejik odağının giderek Çin ve Pasifik bölgesine kaydığı açıkça ortaya konulup Avrupa'nın göbeğini kendisinin kesmesi gerektiği tekrar vurgulandı.

ABD'nin bu yaklaşımı ile Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırısı aynı noktada kesişti: Avrupa'nın artık savunma yatırımlarını hızlandırması gerekiyordu.

Zeitenwende ve Savaş Ekonomisi

 

Bu kesişme noktası, Avrupa'yı söylemden somut adımlara geçmeye zorladı. Kıta, eski düşünce yapısını değiştirmek zorunda kaldı; güvenlik ortamının artık Soğuk Savaş sonrası dönemdeki kadar öngörülebilir olmadığını ve ittifakların eski güvenilirliğinden uzaklaşabileceği ihtimalini hesaba katmaya başladı.

Ukrayna Savaşı'nın başlamasından üç gün sonra Olaf Scholz, Almanya'nın askeri harcamalarını tarihi bir kararla artıracağını duyurduğu ünlü "Zeitenwende" (Dönüm Noktası) konuşmasını yaparak ülkesinin savunma politikalarında yeni bir dönemin kapısını açtı. Alman ordusunu (Bundeswehr) yeniden güçlendirmek için 100 milyar avroluk tek seferlik özel bir fon kuruldu. "Zeitenwende" kelimesi ise 2022'de Alman Dil Kurumu tarafından yılın kelimesi seçildi. Almanya, bu fon ile yeni sistemlerin tedariki, ordunun modernizasyonu ve gelecekteki savunma alımları için kaynak oluşturmayı hedefledi.

Fransa ise savaşın başlamasıyla birlikte Macron'un "Artık savaş ekonomisine geçiyoruz" açıklamasıyla yeni bir döneme girdi. LPM 2024-2030 adı verilen yeni planlamayla Macron; Dassault, Thales ve benzeri savunma sanayii şirketlerine barış zamanındaki ataletten ayrılarak daha dinamik bir üretim anlayışına geçmeleri çağrısında bulundu. Mühimmat, radar, obüs ve uçak gibi kritik sistemlerin teslimat sürelerinin yarı yarıya indirilmesini istedi. Hükümetin gerekirse fabrikalara, personele veya ham maddelere el koyma yetkisini kullanabileceğini belirterek şirketler üzerindeki baskıyı da artırdı.

İspanya da özellikle mühimmat üretim kapasitesini artırmaya yönelik adımlar attı. İlerleyen süreçte ulusal teknoloji şirketi Indra Group öncülüğünde Ukrayna ile radar sistemleri ve hava savunma donanımlarının ortak üretimine yönelik milyarlarca euroluk adımlar atıldı. İspanya aynı zamanda Fransa ile masaya oturarak Tiger Mk3 kapsamında mevcut taarruz helikopterlerinin modernizasyonuna yönelik çalışmalara başlayacağını duyurdu. Ukrayna Savaşı kapsamında ise ilk etapta 10, ardından 10 olmak üzere toplam 20 adet Leopard 2A4 tankı gönderme sözü verdi; 2024'ün ikinci yarısında ek teslimatlarla bu rakamın daha da artırılacağı açıklandı.

İtalya da savaşın başlangıcında önemli adımlar attı. Mecliste Ukrayna'ya silah gönderilmesini kolaylaştıran bürokratik düzenlemeler yaptı. İtalyan savunma devi Leonardo, Ukrayna'da yapay zekâ, İHA ve füze teknolojileri geliştirmek üzere doğrudan Ar-Ge faaliyetlerine yöneldi. Ayrıca yerli hava savunma yazılımlarını sahada test etmeye başladı. Kara kuvvetlerinin kapasitesini artırmak adına Iveco Defence Vehicles (IDV) ile kamyon projelerine, Almanya ile ise Leopard 2A8 tank projesine yöneldi.

Avrupa Birliği ise uzun yıllardır sürdürdüğü "barışçıl sivil güç" yaklaşımını savaşla birlikte tamamen yıktı. Krizin hemen başında onaylanan "Stratejik Pusula" doktriniyle yalnızca vizyon çizmekle kalmayıp acil durumlar için 5.000 kişilik ortak bir Hızlı Müdahale Gücü oluşturma kararı aldı. Tarihinde ilk defa ortak bütçesini bir savaş bölgesine yönelik silah ve mühimmat desteğinde doğrudan kullandı ve Avrupa Barış Fonu (EPF) üzerinden Ukrayna'ya milyarlarca euroluk askeri yardım sağladı. Cephedeki topçu mermisi kıtlığı baş gösterince ASAP (Mühimmat Üretimini Destekleme Yasası) kapsamında mühimmat üretim kapasitesini artırmaya yönelik yeni fon sistemleri kurdu. AB'nin uzun süredir eleştirilen diplomatik hantallığı, bu dönemde yerini daha acil ve pragmatik bir yaklaşım arayışına bıraktı.

Ancak Avrupa'nın attığı bu adımların sayısı ve büyüklüğü, ortaya çıkan tablonun tamamını göstermiyordu. Savunma harcamalarını artırmak başka, bu kaynakları hızlı ve ortak bir üretim kapasitesine dönüştürmek ise çok daha farklı bir meseleydi.

Büyük İllüzyon

 

Avrupalı güçler milyarlık projeler açıklarken madalyonun görünmeyen başka bir yüzü daha vardı. Avrupa yıllar boyunca savunma sanayiindeki bütçelerini ve üretim vizyonunu o kadar daraltmıştı ki üst üste gelen projeler, iş birlikleri ve açıklamalar kısa sürede çeşitli sorunlarla karşılaşmaya başladı. Savunma sanayii uzun yıllar boyunca görece butik üretim mantığıyla çalışırken bir anda büyük ölçekli ve seri üretime geçilmek istenmesi, Avrupa savunma sanayisinin sorunlarını yeniden görünür hâle getirdi.

İroninin en dikkat çekici örneklerinden biri FCAS gibi projelerin hâlâ geliştirme aşamasında bulunması ve Eurofighter gibi mevcut uçakların yetersizlikleri nedeniyle Almanya'nın ABD ile F-35 anlaşmasına yönelmesiydi. Aynı zamanda Almanya, "Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi" (ESSI) adında bir hava savunma projesi başlattı. Fakat sistemin omurgasını Amerikan Patriot ve İsrail yapımı Arrow 3 füzeleri oluşturdu. Böylece Avrupa'nın kendi hava savunma kapasitesini oluşturma çabasına rağmen, önemli miktarda kaynak yine Avrupa dışındaki üreticilere yöneldi.

Fransa ise bu duruma 2023 Haziran'ında Paris'te yapılan bir zirvede tepki gösterdi. Macron, Fransa-İtalya işbirliğinde Eurosam tarafından üretilen SAMP/T sistemine işaret ederek, "Neden hâlâ bu kadar sık Amerikan malı satın almak zorunda kalıyoruz? Hangi sistemlerin Avrupa'da üretilebileceğine karar vermemiz gerekiyor." diyerek kıtanın kendi içinde ne kadar bölünmüş olduğunu vurguladı ve savunma harcamalarının Avrupa dışına yönelmesine tepki gösterdi.

Buradaki temel problem yalnızca Amerikan sistemlerinin satın alınması değildi. Avrupa'nın asıl sorunu, yüksek miktarda savunma harcamalarını kısa sürede kendi sanayisinin üretim kapasitesine, ortak projelere ve sürdürülebilir tedarik zincirlerine dönüştürmekte zorlanmasıydı. Bu sorun, kısa süre içinde kıtanın en iddialı ortak savunma projelerinde de kendisini göstermeye başladı.

Avrupa'nın Proje Mezarlığı

 

Yukarıda değinilen projelerin önemli bir bölümü sonradan ciddi krizlerle karşılaştı, kapsamını daralttı veya yeniden yapılandırılmak zorunda kaldı. Kıtada ardı ardına açıklanan devasa bütçeler ve vizyonlarla çizilen görkemli ortak savunma tablosu, sahada çok geçmeden sert bir gerçekliğe tosladı. Fiilen içi boşalan veya kapsamı daralan bu projeler, Avrupa'nın savunma sanayiindeki büyük dönüşüm iddiasının büyük bir illüzyon olduğunu ortaya çıkardı.

İtalya ve Almanya arasındaki Leopard 2A8 tank projesi, iş payı ve fikri mülkiyet konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle masada sorunlarla karşılaştı. İtalyan Leonardo'nun KNDS konsorsiyumu ile anlaşamaması üzerine süreç sekteye uğradı. Bunun ardından İtalya, Alman Rheinmetall ile KF51 Panther üretimine yöneldi.

İspanya ve Fransa'nın yürüttüğü Tiger Mk3 modernizasyonu ise büyük ortak Almanya'nın projeden çekilmesiyle önemli bir darbe aldı. Almanya'nın Amerikan Apache helikopterlerini tercih etmesiyle iki ülkenin projeyi daha sınırlı bir kapsamda sürdürmesi gündeme geldi. Artan maliyetler de projenin geleceği üzerindeki baskıyı artırdı.

İspanya'nın Ukrayna'ya Leopard 2A4 tankı gönderme sözü de sahada zorlu bir sürece dönüştü. Sevilla'daki bakım ve modernizasyon süreci beklenenden uzun sürdü. Teslimatlar küçük partiler hâlinde ve gecikmelerle gerçekleştirilebildi.

Almanya'nın 100 milyar avroluk "Zeitenwende" fonu da ağır işleyen tedarik bürokrasisi ve enflasyon baskısı nedeniyle beklenen etkiyi yaratmakta zorlandı. Bu fon kapsamında Amerikan F-35 uçakları ve Chinook helikopterleri gibi sistemlere yönelik alımların öne çıkması, Almanya'nın kendi savunma sanayisini güçlendirme hedefleri açısından ciddi tartışmalara neden oldu.

 

Avrupa Birliği cephesinde ise ASAP kapsamında Mart 2024'e kadar Ukrayna'ya vadedilen 1 milyon topçu mermisi hedefinin tutturulamaması bir sorun olarak ortaya çıktı. Kıtada barut ve hammadde üretim kapasitesinin yetersizliğiyle karşılaşan Avrupa, aktarılan fonlara rağmen üretimi hedeflenen hızda artırmakta zorlandı. Askeri yardımları finanse eden Avrupa Barış Fonu (EPF) da siyasi blokajlarla karşı karşıya kaldı. Macaristan'ın bitmek bilmeyen vetoları nedeniyle fon mekanizmasının belirli bölümlerinin bloke edilmesi, silah gönderen ülkelerin ödemeler konusunda sorun yaşamasına ve yeni yardımların gecikmesine neden oldu.

Bu tablo, Avrupa'nın savunma sanayii açısından temel sorunun yalnızca finansman olmadığını açıkça gösteriyordu. Üretim kapasitesi, ortak siyasi irade ve hızlı tedarik mekanizmaları eldeki fonlarla aynı hızda oluşturulamıyordu.

Büyük Projelerin Son Durumları

Sorunlar, ulusal düzeydeki tedarik ve finansman meseleleriyle sınırlı kalmadı. Kıtanın geleceğe yönelik en iddialı ortak savunma projeleri de ülkeler arasındaki sanayi rekabeti ve siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle yeni sınamalarla karşı karşıya kaldı.

2017'den bu yana sürdürülen 6. nesil uçak projesi FCAS (Geleceğin Muharebe Hava Sistemi), Fransa ve Almanya arasındaki bitmek bilmeyen anlaşmazlıkların gölgesinde kaldı. Süreç boyunca taraflar arasındaki çıkar çatışmaları devam etti. Fransız Dassault ile Alman-İspanyol ortaklığındaki Airbus Defence şirketleri arasında liderlik konusunda anlaşmazlıklar yaşandı. Dassault CEO'su Eric Trappier, Fransa'nın proje içerisindeki liderlik rolünü savunurken, Fransa açısından kritik görülen görünmezlik sistemlerini paylaşmama tutumundan taviz vermedi. Sürekli projenin Alman ortaklar olmadan da yürütülebileceğine ilişkin açıklamalar ile gerilimi artırırken, Trappier anlaşmazlıkların ana müsebbibi olarak Airbus'ı sorumlu tuttu.

Almanya'da savunma ihtiyaçlarının aciliyet kazanması, Friedrich Merz'in yeni yönetim anlayışıyla birlikte uzun vadeli ortak geliştirme projeleri yerine hazır sistemlere yönelme eğilimini artırdı. Bu durum, Avrupa'nın kendi yeni nesil savaş uçağını geliştirme hedefi ile kısa vadede mevcut kapasiteyi güçlendirme ihtiyacı arasındaki gerilimi daha görünür hâle getirdi.

İkinci büyük darbe ise ortak tank projesinde yaşandı. MGCS (Ana Kara Muharebe Sistemi) projesinde, Almanya'nın Leopard 2, Fransa'nın ise Leclerc tanklarının yerini alması amacıyla 2017'de başlatılan çalışma, taraflar arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle takvim ve kapsam konusunda belirsizliklerle karşı karşıya kaldı. FCAS'taki sorunlar, MGCS'nin geleceği üzerindeki soru işaretlerini de artırdı.

Dolayısıyla Avrupa'nın ortak savunma projelerinde ortaya çıkan temel sorun yalnızca teknolojik yeterlilik değildi. Ülkelerin kendi sanayi şirketlerini ve ulusal çıkarlarını koruma isteği, ortak projelerin maliyetini, takvimini ve yönetimini doğrudan etkiliyordu.

Airbus Çıkmazı

 

Almanya, FCAS projesindeki sorunların ardından İspanya ile Team Gen 6 adında yeni bir ikincil proje duyurdu. Airbus liderliğinde şekillenen projede Diehl Defence, Hensoldt ve MTU Aero Engines gibi Alman savunma sanayii şirketlerinin yanı sıra İspanyol şirketlerin de yer alması planlandı.

Fakat burada da Avrupa savunma sanayisinin önemli bir gerçeği ortaya çıkıyor. Bu tartışmanın merkezinde yalnızca ülkeler arasındaki siyasi anlaşmazlıklar değil, projeleri üstlenecek Avrupa şirketlerinin kapasitesi de bulunuyor. FCAS sonrasında ortaya çıkan yeni arayış, Airbus’ın yeni nesil savaş uçağı hedefindeki rolünü de ayrıca ele almayı gerektiriyor. Sivil havacılığın iki devinden biri olan Airbus'ın, Boeing'e kıyasla savaş uçağı geliştirme ve üretimindeki deneyimi daha sınırlıdır. Boeing ise ABD Savunma Bakanlığı'nın sağladığı güçlü destek sayesinde devasa ve garantili bir askeri pazara sahip. Şu an ABD'nin 6. nesil savaş uçağı F-47'yi geliştirmekle meşgul olan şirket yıllar önce McDonnell Douglas'ı bünyesine katarak F-15 Eagle ve F/A-18 Super Hornet gibi havacılık tarihinin önemli savaş uçaklarının üreticisi olmuştu.

Airbus ise günümüze kadar askeri havacılıkta önemli başarılara sahip olmakla birlikte, savaş uçağı alanındaki tek atılımı Eurofighter ortaklığı ile olmuş ve daha çok tanker, nakliye ve diğer askeri havacılık ürünlerini üretmiştir.

Team Gen 6'nın geleceği de bu nedenle yalnızca teknolojik kapasiteye değil, Almanya ve İspanya'nın ortak bir sanayi vizyonu oluşturup oluşturamayacağına bağlı olacak. Avrupa'nın yeni nesil savaş uçağı geliştirme konusundaki başarısı, kıtanın savunma sanayiinde gerçekten bağımsız bir üretim ekosistemi oluşturup oluşturamayacağının da önemli göstergelerinden biri olacak.

“Avrupa Savunma Sanayisinde Sınıfta Kaldı" Demek İçin Erken Olabilir

Avrupa savunma sanayii, Ukrayna Savaşı’yla büyük bir dönüşüm yaşadı. Scholz'un "Zeitenwende" çıkışı, Macron'un "savaş ekonomisi" vurgusu ve AB'nin ortak fonları, kıtanın güvenlik anlayışında tarihi bir dönüşümün işaretleri oldu. Ancak bu dönüşüm henüz tamamlanmış değil. Proje krizleri, bürokratik hantallık ve Amerikan sistemlerine bağımlılık, Avrupa'nın kendi göbeğini kesme iddiasını sınamaya devam ediyor.

Avrupa'nın sınıfta kaldığını söylemek hâlen zor. Kıta, yıllar sonra savunma harcamalarını artırma ve savunma sanayisini yeniden yapılandırma konusunda ciddi bir irade ortaya koydu. Fakat sınav henüz bitmedi. Önünde hâlâ üretim kapasitesini artırma, ortak projelerde uzlaşma, tedarik süreçlerini hızlandırma ve stratejik bağımsızlığını güçlendirme gibi zorlu sorular bulunuyor.

Sonuçta Avrupa'nın başarısını belirleyecek olan yalnızca açıklanan bütçelerin büyüklüğü olmayacak. Asıl ölçüt, bu kaynakların ne kadarının Avrupa'nın kendi üretim kapasitesine, ortak projelerine ve sürdürülebilir savunma ekosistemine dönüştürülebileceği olacak. Bu sınavın sonucunu ise açıklanan bütçeler değil, Avrupa'nın ortaya koyduğu somut savunma kapasitesi belirleyecek.

Kaynakça

Aerospace Global News. "Europe's Last Remaining FCAS Partnership Comes under Pressure after MTU Warning." https://aerospaceglobalnews.com/news/europes-last-remaining-fcas-partnership-comes-under-pressure-after-mtu-warning/

Aerospace Global News. "Russia MiG-41 / PAK DP: Sixth-Generation Fighter-What We Know." https://aerospaceglobalnews.com/news/russia-mig-41-pak-dp-sixth-generation-fighter-what-we-know/

Aerospace Global News. "Spain, TF Kaan, F-35, FCAS: Fighter Jet Options." https://aerospaceglobalnews.com/news/spain-tf-kaan-f35-fcas-fighter-jet-options/

Anadolu Ajansı. "AB Ülkeleri Avrupa'yı Yeniden Silahlandırma Programını Onayladı." https://www.aa.com.tr/tr/dunya/ab-ulkeleri-avrupayi-yeniden-silahlandirma-programini-onayladi/3711445

Council of Europe. "A Strategic Compass for Security and Defence." https://www.coe-civ.eu/kh/a-strategic-compass-for-security-and-defence-1

Defence Turk. Yılmaz, Olgun. "Avrupa Sanayisinde Yeni Dönem." https://www.defenceturk.net/dergiler#flipbook-df_134119/9/

Deutsche Gesellschaft für Auswärtige Politik (DGAP). "End Zeitenwende." DGAP. https://dgap.org/en/research/publications/end-zeitenwende

Euronews. "Alman-Fransız FCAS Savaş Uçağı Projesi Neden Başarısız Oldu?" https://tr.euronews.com/my-europe/2026/06/09/alman-fransiz-fcas-savas-ucagi-projesi-neden-basarisiz-oldu

Grosswald. "€100 Billion Later: Fixing the Bundeswehr Wasn't on Budget." Grosswald. https://www.grosswald.org/eu100-billion-later-fixing-the-bundeswehr-wasnt-on-budget/

Office of the Historian, U.S. Department of State. "The North Atlantic Treaty Organization (NATO), 1949." Milestones: 1945-1952. https://history.state.gov/milestones/1945-1952/nato

OSW Centre for Eastern Studies. "France against Germany's European Sky Shield Initiative." OSW. https://www.osw.waw.pl/en/publikacje/analyses/2023-06-22/france-against-germanys-european-sky-shield-initiative

SavunmaTR. "FCAS Sonrası Almanya'dan Yeni Savaş Uçağı Girişimi: Team Gen 6." https://www.savunmatr.com/fcas-sonrasi-almanyadan-yeni-savas-ucagi-girisimi-team-gen-6/

Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE). "Kırım'ın Rusya Tarafından Yasa Dışı İlhakının 8. Yılı." SDE. https://www.sde.org.tr/haber/kirimin-rusya-tarafindan-yasa-disi-ilhakinin-8-yili-haberi-26275

Wikipedia contributors. "Zeitenwende Speech." Wikipedia. https://en.wikipedia.org/wiki/Zeitenwende_speech


Tepkiler


Yorumlar yükleniyor…