Venezuela Petrolü Trump'ı Kurtarır mı?
Öne Çıkanlar

Venezuela Petrolü Trump'ı Kurtarır mı?

Ömer Özgen3 dk okuma

Trump, geçtiğimiz günlerde Venezuela ile 65 milyar varilden fazla petrol rezervinin ABD kontrolüne geçeceği bir anlaşma yapıldığını duyurdu.

İlk bakışta Trump yönetiminin gururla duyurduğu Venezuela petrol anlaşması, Amerikan enerji güvenliği açısından büyük bir başarı gibi görünüyor. Anlaşma, Venezuela’daki 17 petrol sahasında yaklaşık 65 milyar varillik kanıtlanmış rezervi kapsıyor. Bu rakam, Amerika’nın 45 milyar varillik kanıtlanmış petrol rezervinin bile üzerinde.

Bence anlaşmanın en dikkat çekici taraflarından biri, muhatabının doğrudan Venezuela hükümeti değil, petrol baronu Alejandro Betancourt’a ait North America Blue Energy Partners adlı özel bir şirket olması. Bana kalırsa Trump yönetimi bu anlaşmayla üç temel hedefin peşinde:

Birincisi, Amerikan enerji güvenliğini güçlendirmek. Savunma Bakanlığı şirketin ana ortaklığından %35 pay alırken Dışişleri Bakanlığı da üretimin %20’sini maliyetine satın alma hakkına sahip olacak. Bu açıdan anlaşmanın zamanlaması tesadüf değil.

ABD’nin Stratejik Petrol Rezervi Ağustos itibarıyla yaklaşık 290 milyon varile, yani 1982’den bu yana en düşük seviyesine gerilemiş durumda. Pandemi öncesinde rezervlerde 600 milyon varilin üzerinde petrol bulunduğu düşünülürse Washington’ın elindeki enerji tamponunun ne kadar küçüldüğü daha iyi anlaşılıyor.

İkinci hedef jeopolitik. Washington, Venezuela’nın devasa petrol rezervleri üzerindeki Çin etkisini azaltırken Batı Yarımküre’de Amerikan enerji hâkimiyetini yeniden kurmaya çalışıyor. Bu açıdan anlaşmayı “Monroe Doktrini” yaklaşımının enerji politikası karşılığı olarak okumak mümkün. Üstelik anlaşmaya konu olan sahaların en azından bir bölümünde eskiden Çinli şirketlerin bulunması bu noktayı kuvvetlendiriyor. 

Üçüncü hedef ise iç politikada petrol fiyatlarını aşağı çekmek. Hürmüz gerginliği ABD’de benzinin galon fiyatını yeniden 4 doların üzerine taşımışken Trump birkaç ay içindeki ara seçimlerde vatandaşın cebine dokunmanın büyük bir risk olduğunu görüyor. Venezuela petrolü hem küresel fiyatları hem de Amerikalıların enerji faturasını hafifletebilir diye düşünüyor. Fakat bana kalırsa iddialı açıklamaların altında anlaşmanın kısa ve orta vadeli etkisi oldukça sınırlı kalacak. Trump’ın bu üç hedefinin her birini gerçekleştirmesinin önünde ciddi sorunlar var:

Öncelikle 65 milyar varil rezerve sahip olmak, onu kullanabileceğin anlamına gelmiyor. Venezuela’nın petrol altyapısı yıllardır yatırım eksikliği çekiyor, üretimi ciddi biçimde artırabilmek için milyarlarca dolarlık yatırım ve uzun yıllar gerekiyor.,

Rystad Energy, anlaşmaya konu sahaların tam kapasiteye ancak 2030’ların ortalarında ulaşabileceğini öngörürken, Council on Foreign Relations yalnızca Venezuela petrol altyapısının onarımı için 10–20 milyar dolarlık bir maliyetten söz ediyor. Dolayısıyla Trump’ın bu anlaşmayla pompadaki fiyatı hemen etkilemesi fazla iyimser görünüyor. Ayrıca, stratejik rezervlere etkisi de sınırlı kalabilir. Venezuela petrolünün ağır ve yüksek kükürtlü yapısı, stratejik rezervde tutulan hafif petrol ile uyuşmuyor. Muhtemelen ağır petrolün başka bir hafif petrol kaynağı ile takas edilmesi gerekecek. Bu da ekstra zorluklar doğuruyor.

Bir başka sorun ise yatırımın siyasi sürdürülebilirliği. Amerikan şirketleri Venezuela petrol sektörüne onlarca milyar dolar yatıracak olsalar bile bugünkü anlaşmanın birkaç on yıl boyunca aynı koşullarla devam edeceğinin garantisi yok.

Venezuela 1976’da petrol sektörünü millileştirdi ve 2007’den itibaren yabancı petrol şirketlerinin sahip olduğu milyarlarca dolarlık varlıklar kamulaştırıldı. Üstelik siyasi risk yalnızca Caracas’tan kaynaklanmıyor. 2028’de Washington’da yönetim değişirse yeni bir Demokrat başkanın Trump döneminde yapılan böylesine sıra dışı bir anlaşmaya ne ölçüde sahip çıkacağı da belirsiz.

Bu yüzden belki de anlaşmanın asıl sonucu petrol piyasasında değil, Amerika’nın küresel imajında ortaya çıkacak: 2000'lerin başında, Irak savaşının "sadece petrol için" yapıldığı iddiası yaygındı ama resmi söylemde hep "komplo teorisi" diye bir kenara itilebildi.

Şimdi Pentagon'un doğrudan bir petrol şirketinde hisse sahibi olduğu bu anlaşmayla Amerikalıların askeri operasyonlarını ekonomik çıkarlarından ayrı savunması çok daha zorlaşacak.

Yani Trump bu yeni kaynakla stratejik petrol rezervini doldurabilir mi emin değilim ama bunu yapmaya çalışırken çok daha zor doldurulan başka bir rezervi, Amerika’nın küresel meşruiyetini tüketiyor olabilir.


Tepkiler


Ömer Özgen1 yazı

Yorumlar yükleniyor…