Mamdani’nin Ardından El-Sayed: Progresif Dalganın Yeni Durağı Michigan

Mamdani’nin Ardından El-Sayed: Progresif Dalganın Yeni Durağı Michigan

Tunç Eren Atilla2 dk okuma

Michigan siyasetinde Demokrat Senatör Gary Peters’ın 3. dönemine aday olmayacağını açıklamasıyla başlayan süreç, eyaletteki koltuk değişimini sıradan bir seçim olmaktan çıkarıp Demokratlar için bir yol ayrımına dönüştürdü. Ortaya çıkan tablo, Demokrat Parti içinde uzun süredir biriken ideolojik ve stratejik ayrışmanın açık bir rekabete dönüşmesine sebebiyet verdi. Yarışın odağında; parti elitlerinin ve kurumsal kanadın desteklediği Kongre üyesi Haley Stevens ile progresif hareketin yükselen isimlerinden biri olan Dr. Abdul El-Sayed bulunuyordu.

Mısır kökenli Müslüman bir doktor olan El-Sayed; Gazze’deki insani kriz ve ABD’nin İsrail politikalarına yönelik net eleştirileriyle genç, dinamik ve Michigan’da hatırı sayılır bir nüfusa sahip Arap-Amerikan seçmen kitlelerinde güçlü bir sembolik karşılık buldu. Aslında El-Sayed Michigan siyasetinde yeni bir aktör değil. 2018 valilik ön seçimlerine de aday olmuştu, fakat yenilmişti. Yenilgisinin ardından siyasetten çekilmeyip taban örgütlenmesine odaklanan Sayed, klasik televizyon reklamı bütçelerinden yoksun kampanyasını podcastler, dijital yayınlar ve alternatif medya aracılığıyla öne çıkardı. Tıpkı New York'un sosyalist başkanı Zohran Mamdani örneğinde olduğu gibi; El-Sayed de 110’dan fazla kent ziyareti ve 10 binin üzerinde kapı kapı dolaşan ve 10 binden fazla kişiyi barındıran gönüllü ağıyla yürütülen kampanyasıyla ana akım medyanın başlangıçtaki sınırlı ilgisini aşıp Amerika siyasetinde yeni bir eşiğin geçilmesini sağladı.

Üstelik bu model, Amerikan siyasi tarihinde eşine az rastlanır bir finansal asimetriye karşı sınandı: El-Sayed, kurumsal bağışları tamamen reddedip ortalaması yalnızca 28 dolar olan bireysel bağışlarla kampanya yürütürken; rakibi Haley Stevens ise AIPAC ve United Democracy Project gibi Super-PAC’lerin sağladığı 30 milyon doları aşan devasa bir sermaye gücünü arkasına aldı ve kampanyasını sürdürdü. İsrail hükümetinin politikalarına ve koşulsuz ABD desteğine eleştirel yaklaşan Demokratların progresif kanadının önde gelen temsilcileri Bernie Sanders ve Alexandria Ocasio-Cortez de bu seçim sürecinde El-Sayed'in tarafını tutarak kurumsal sermayenin gücüne karşı örgütlü taban siyasetinin daha görünür hale gelmesinde büyük rol oynadılar.

Sonuç olarak, parti içi ön seçimi kazanan El-Sayed’in Senato’ya girmesi için önünde tek bir genel seçim kaldı. Michigan gibi salıncak eyaletlerde (swing states) ezber bozan bu zaferin ardından şimdi herkesin gözü Sayed’in üzerinde. Bu süreç, Demokrat Parti’nin yalnızca şirket fonlarına bel bağlayarak değil; radikal ekonomik eşitlik, sağlık reformu (Medicare for All) ve sosyal adalet söylemleriyle de genişleyebileceğini gösterirken, 2028 başkanlık seçimleri öncesinde Demokratların geleceğine dair derin dönüşümlerin habercisi de olabilir.


Tepkiler


Yorumlar yükleniyor…